politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2014-04-06

2013-07-12

kanlı tarihten bir alıntı

1970'ler. Ortalık ülkücü şiddetinden geçilmemektedir. "1977 seçimleri CHP'nin başarısıyla sonuçlandı. Ne var ki CHP birinci parti olmasına, % 41'in üzerinde oy almasına rağmen ancak 213 vekil çıkarabilmişti. Bu sayı ise salt çoğunluk için gerekli 226'dan 13 eksikti..."

Azınlık hükümeti kuran CHP güvenoyu alamaz ve 2. Milliyetçi Cephe (MC) AP-MSP ve MHP ile kurulur. Ekonomi giderek batmaktadır. Döviz varlığı erimiştir. 77 yerel seçimlerinde CHP yine başarılı olur. Bütün büyük kentlerin belediye başkanlıkları CHP'nin eline geçmiştir. Bu durum AP içinde bunalım yaratır ve 11 vekil AP'den istifa eder.

"... Bunlarla Bülent Ecevit, İstanbul'da Güneş Motel'de bir araya geldi, yapılan pazarlıklar sonucunda büyük bir çoğunluğuna bakanlık vererek 3. Ecevit hükümetini kurdu. CHP, bağımsızlar ve tek DP'li (Demokratik Parti) vekil Faruk Sükan'dan oluşan bu hükümetin kurulması, 2. MC'nin 29 Aralık 1977'de gensoru sonucu düşürülmesiyle gerçekleşti.

Yeni hükümet bu yamalı CHP iktidarı, iki kıskacın arasında düşe kalka yoluna devam etti. Bu iki kıskaç, terör ve ekonomik bunalımdı.

Özellikle MHP'li vurucu timlere dayanan AP ve diğer tutucu çevreler, hükümeti zor durumda bırakmak amacıyla terörü tırmandırdılar.

2013-06-02

Bilim öğrencisi olmak ile protestocu olmak arasındaki kıldan ince çizgi


Aslında her şey son birkaç gün içinde oldu. Elbette çoğumuz her zaman, pasif de olsa bir direniş veriyorduk, verilen kararlara kızıyor, kendi bildiğimiz şekilde yapılan haksızlıkları çevremize anlatmaya çalışıyorduk. Gün yoktu ki, olaysız ve habersiz geçsin. O nedenle 'direniş' ansızın patladı, demek çok da doğru bir ifade değil. 'Direniş' aslında uzun zamandır bireylerin bilinci dışında aramızdaki düşünce ağında gelişiyor, büyüyordu.

Yine tam bu zamanda ortaya çıkması da

2013-01-06

panoptikon'un içinde.

Bu dönem sosyoloji dersi aldım. Hayata bakış açım değişti.
Liseden beri distopya meraklısı olan ben aslında en büyük distopyanın içinde yaşıyormuşum da farkında değilmişim, dedim.

Tamam, eşitsizlik herkesin ağzına yapışmış bir kere, var olduğunu biliyoruz. Fakat ilginç olan bu eşitsizlik mekanizmaları hakkında fikir yürütmek. Bu eşitsizlik nereden çıktı ve günümüzde nasıl kendini belli ediyor gibi sorular yani. İşin mekaniği ilgimi çekti, diyebilirim.


Bu resimde gördüğünüz bir panopticon tasarımı.

2012-03-24

sade bir vatandaş dahi düşünce suçlusu olabiliyorsa...

...orada bir problem var demektir.
Biliyorum, bu yazının yeri belki burası değil. Bu blog bilimsel ve sanatsal konuları işlemekle yükümlü; fakat şu da bir gerçek ki bilim ve sanat ancak fikir özgürlüğünün olduğu bir ülkede yapılabilir. Benim tek amacım insanları lisans günlüğüm yoluyla bilgilendirmek değil, aynı zamanda bu seneleri aşarken yaşadıklarımı ve tanık olduklarımı aktarabilmek.

Gayet sade bir vatandaş olup senelerce ülkesine bir tıp uzmanı olarak hizmet etmiş ve hala eden, cumhuriyetçi ve hali hazırdaki hükümeti zaten sevmediğini hiç de küfür falan içermeyen yorumlarıyla dile getiren babamı; fetullah gülenin ODA TV sitesinde kendi hakkında yorum yapan "vatandaşlara" açtığı soruşturma kapsamında emniyete çağırdılar ve ifadesini aldılar.

Evet, tüm söyleyeceğim bundan ibaret. Benzer soruşturma 39-40 kişiye daha yapılmış durumda. Gülen bu insanların avukatlarına özür dilemesi durumunda davadan vazgeçeceğini bildirmiş (! sağ olsun, ama var olmasın). Aksi takdirde dosyalar savcılığa gönderilmiş durumda. Böylesi bir durum da sicilde 5 yıl kalıyormuş.

Şimdi, bunları hep televizyonlardan duymuş biri olarak bunu direkt evimin içinde yaşamış olmak ayrı bir şaşkınlık yaratıcı durum. Çünkü babam yanlış yapıldığını düşündüklerini öyle avaz avaz bağıran bir adam değil, (ki ben avaz avaz bağrılmasını sonuna dek destekliyorum. Düşünün o bağırmayanlar olmasaydı, şimdi ne durumda olurduk? Şahsen ben babamdan farklı olarak avaz avaz da bağırıyorum.)

Sadece ama sadece fikrini belirttiği için soruşturma açmak. ki ne ironiktir, açan ülkemizde bile değil. ki daha da ironiktir ki devlet böyle bir durum karşısında vatandaşını bile koruyamıyor.

Bir de, ben açanın amacının ne olduğunu kavrayamadım. Kimi arkadaşlarım bu duruma "ego tatmini" dediler. Benim şahsi kanaatim, kendileri gibi dusunmeyen vatandaşları korkutmak.
Sağ olsunlar, durumu bir google'ladım. 'Büyük gazeteleri'miz haberi haber yapmaya tenezzül etmemişler. Tek Ulusal Kanal'da haber edilmiş konu.

Ha bir de, dikkatli olun.
Big Brother is watching you.

2011-11-20

ilk padişah anayasasından seçmeler

TBMM yeni anayasa sürecinde mecliste bulunan her partiden vekillerin bulunduğu bir kurul oluşturdu ve yeni anayasa sürecinde vatandaşa da fikir sormayı unutmadılar (!). Eleştiriyi şimdilik bir kenara bırakıyorum, yenianayasa.tbmm.gov.tr adresine girip mutlaka aklınızdakileri yazın. Ben tüm fikirleri bu kurula ulaştıracaklarını umuyorum.
Bu web sitesinin diğer bir özelliği içinde en eski anayasalarımızdan şu anki anayasamıza kadar hepsini bulundurması ve tabii dünya anayasaları da var. Ayrıca gördüğüm -ancak henüz incelemedim- kadarıyla sivil toplum örgütlerinden önerilmiş taslaklar da bulunmakta.

Kanuni Esasi PDF'sini incelerken, anayasayı anti-demokratikleşen şu ünlü maddeleri gördüm. Malum tarih derslerinde hep söylenir; ancak kendi gözlerimle görüp okumak istedim.

İşte padişahın devlete zarar verdiğini düşündüğü elemanları ülkeden uzaklaştırabilmesini sağlayan madde:
"Madde 113.  ....  Hükümetin emniyetini ihlâl ettikleri idarei zabıtanın tahkikatı mevsukası üzerine sabit olanları memâliki mahrusai şahaneden ihraç ve teb'id etmek münhasran zatı hazireti padişahinin yedi iktidarındadır."

Meclisi tatil ve feshetme hakkı:
"Madde 7 — ... meclisi umuminin akt ve tatili ve lodel iktiza heyeti mebusanın azası yeniden intihap olunmak şartile feshi hukuku mukaddesei Padişahi cümlesindendir."