sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2014-09-06
Denizin Kanı üzerine
Tarık Dursun K.’nın Denizin Kanı adlı kitabı köylü-ağa sömürü ilişkisinin en güzel edebi örneklerinden birini veriyor. Ege’nin bir kasabasındaki sünger işçilerinin yıllarca çalıştıkları ağadan bir kayık alma mücadelesini anlatıyor kitap. Kayık bu köylülerin özgür birer köylü oluşunu simgeliyor; çünkü bu kayık sayesinde özgürce avlanıp ürünlerini büyük şehirlerdeki tacirlere satabileceklerdir ve ağaya muhtaç olmayacaklardır. Kısacası kayık bu romanda bir üretim aracı olarak öne çıkıyor ve uğruna verilen mücadele akıcı bir dille okuyucuya aktarılıyor. Elbette bu sırada köylü yaşamının ince noktalarından bahsediyor yazar ve belki de en önemlisi deniz ile karanın farkına ayak basıyor birden çok kez. Amacım bir özet vermek değil, değerli bulduğum bazı noktaları paylaşmak.
2014-04-06
2013-06-02
Bilim öğrencisi olmak ile protestocu olmak arasındaki kıldan ince çizgi
Aslında her şey son birkaç gün içinde oldu. Elbette çoğumuz her zaman, pasif de olsa bir direniş veriyorduk, verilen kararlara kızıyor, kendi bildiğimiz şekilde yapılan haksızlıkları çevremize anlatmaya çalışıyorduk. Gün yoktu ki, olaysız ve habersiz geçsin. O nedenle 'direniş' ansızın patladı, demek çok da doğru bir ifade değil. 'Direniş' aslında uzun zamandır bireylerin bilinci dışında aramızdaki düşünce ağında gelişiyor, büyüyordu.
Yine tam bu zamanda ortaya çıkması da
2013-01-06
panoptikon'un içinde.
Bu dönem sosyoloji dersi aldım. Hayata bakış açım değişti.
Liseden beri distopya meraklısı olan ben aslında en büyük distopyanın içinde yaşıyormuşum da farkında değilmişim, dedim.
Tamam, eşitsizlik herkesin ağzına yapışmış bir kere, var olduğunu biliyoruz. Fakat ilginç olan bu eşitsizlik mekanizmaları hakkında fikir yürütmek. Bu eşitsizlik nereden çıktı ve günümüzde nasıl kendini belli ediyor gibi sorular yani. İşin mekaniği ilgimi çekti, diyebilirim.
Liseden beri distopya meraklısı olan ben aslında en büyük distopyanın içinde yaşıyormuşum da farkında değilmişim, dedim.
Tamam, eşitsizlik herkesin ağzına yapışmış bir kere, var olduğunu biliyoruz. Fakat ilginç olan bu eşitsizlik mekanizmaları hakkında fikir yürütmek. Bu eşitsizlik nereden çıktı ve günümüzde nasıl kendini belli ediyor gibi sorular yani. İşin mekaniği ilgimi çekti, diyebilirim.
Bu resimde gördüğünüz bir panopticon tasarımı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
