2016-05-26

İlk Beyazım

Bu dönem gerçekten inanılmaz zor bir dönemdi. Dersler için en genel sıkıntı gerçekten konuları öğrenebileceğimiz biri olmamasıydı bence. Bütün dönem öğrencinin çalışmasına, kendi çabasına bakıyordu. Ve çok fazla konu, çok fazla kitap vardı. Aslında bunun altından en güzel "herkes bir konuyu belirleyip çalışacak sonra birbirine anlatacak" olurdu fakat biz beceremedik. Alt dönemlere nasihat olsun!

Genel olarak hepimiz o kadar yıprandık ki bu dönem. Sadece dersler olsa keşke. Arkadaşlıklar, dostluklar, sevdalar ve en çokta kötü duygular çok yıprattı bizi. Herkeste bir karşıdakine güvensizlik. Öyle bir hale geldik ki herkes her şeyi kötü düşünmeye, birbirine şüphe ile bakmaya ve kötülük aramaya çok alıştı. Herkes bencil, herkes karşıdakinin kötülüğünü istiyor, herkes kendine müslüman. 

Peki nasıl oluyor da ben hala sevebiliyorum İTÜ' mü diye çok sordum kendime bu dönem. Acaba sevmiyor muyum?  Buraya girdiğimde yanımda olan, geçen yıl oldukça vakit geçirdiğim insanları kaybettim. Pek çokları geldi geçti. Eskiler birer anıya karıştı, yeniler geleceğe; şimdikiler de bam başka ufuklara açılıyor. Herkesin yolu farklılaştı, eski arkadaşlıklar, yaşanmışlıklar gittikçe uzaklaşıyor sanki. 

Şimdi çok daha iyi anlıyorum geçen yıl "MED Muhtarı" lakabını alan Berfin' in neden her gün aynı yerde saatlerce oturup gelen geçenle muhabbet etmesinin neden beni mutlu edip kendine çektiğini. Eski zamanlarda 'Emirgan kahvehanesine' oturup günde 32 kişiye çay ısmarlamanın ne demek olduğunu. Eskiden o yüzden daha güzelmiş sanırım dostluklar, arkadaşlıklar, ilişkiler.

***

Yazın çok hevesliyim bende Med' de olacağım sürekli. Beklerim çayımı içmeye :)

***

Ben kimse ile bozuşmak, küs kalmak, gördüğüm zaman yolumu değiştirmek veya kafamı çevirmek istemiyorum. 

Yukarıda yazdığım her şey, çok büyük bir aile olduğumuzun kanıtı değil mi aslında? Dedesinden çömezine, akranından en üst seviyelere tırmananlarına kadar pek çok insan tanıdım. Hepsinin içinde de hoşuma giden, iyi olduğundan emin olduğum bir sürü özellik. Şuan aramın kötü olduğu insanlar bile pek çok sefer kalbime dokunup, onlara saygı duymamı sağladı. Eğer okuyanınız varsa, özür dilerim! İstemediğim, muhtemelen benim de istemeden de olsa katkı verdiğim koşullar derlendi toplandı ve bozuştuk. Fakat yakından uzaktan aile olmanın da anlamı bu değil midir? 

Küsersin, kavga edersin, kıskanırsın, canını yakarsın, hatta tabiri caizse kafasını ezersin. Notlarını paylaşmazsın, üzülsün, başarılı olamasın istersin. Ama bir yerde bilirsin o da senin kanından, canından. Kötülük de insan doğasına tabii. Bu bizi insanlıktan çıkarmaz, daha insan yapar. Fakat sonunda hep birlikte çekeriz mutsuzluğunu. Gerçekten çok doğru; yaptığın her şeyin sana da dönmesi. En sonunda en çok üzülen hep kendin oluyorsun. Bende öyle oldu, oluyor ve biliyorum olacak. Hep en çok kendime nazarım değdi, kötü düşündüğüm zaman en çok benim canım yandı. 

Her hatamda, her yanlışımda daha güçlenerek kalktım ama. Hepsi bana sonunda bilgi ve tecrübe olarak döndü. Bu dönem de ne kadar çok şey öğrendiğimi anlatamam. İlk beyazım çıktı! O kadar beyaz ki kar gibi :) Bütün saçlarım beyaz olunca, yakışacak bence bana. 

Bu  arada dönem daha bitmedi fakat bugün hem DSA hemde elektronik 2  finaline girdik.Gerçekten en zorlayıcısı bugündü diye umut ediyorum. Haftaya 3 finalim daha var fakat daha rahat olacak. Sonrasında ise 15 günde olsa güzel bir tatil! Sonra ver elini yaz okulu ve staj! 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder