2016-04-24

Masal şehir, Prag




Bomba bir geziden sonra merhabalar!

Ailecek 4 gün 3 gecelik masalsı bir Prag turuna gittik- 20/23 Nisan arasında ve 1 günü de Dresden' e ayırarak. Rehberimizden, havaya; tanıştığımız insanlardan, denk geldiğimiz etkinliklere inanılmaz keyifli bir geziydi. Şansımıza çok kalabalık değildi, üstelik hava gerçekten harikaydı.

Prag tam bir müzik şehri. Şehrin her yeri, kültür, sanat, ve tarih kokuyor. Her köşe başında ruhunuzu okşayacak bir etkinlik bulmak mümkün. Benim en çok hoşuma giden kısım bir restoranda(sonrada Prag Kalesinin önündeki 'Prague Castle Orchestra''sını dinlemeye de gittik)  yan flüt çalarken tanıştığımız 55 yaşındaki 'Joseph KOCUREK' oldu. Günde 50-100 km bisiklet süren, sürekli gezen; parasını yan flüt çalarak çıkaran enerji ve hayat dolu bir insan. Bu yıl da doğuya gidecekmiş 3 aylığına. Beni de çırak olarak alacak söz verdi :)

Müziğimiz bununla sınırlı kalır mı? Aghatra ve Jazz Republic adında canlı jazz müziği dinleyip harika çek biralarını içebileceğiniz iki adet bara gittik. Gerçekten anladım ki, bu şehirde yaşayan insan yaşlanmaz. Müzik yapan insan yaşlanmaz. Üzerine gittiğimiz Vivaldi-Four Seasons konseri ile tamamlandı, ruhum dinlendi, ömrüm uzadı eminim.



Gerçi her gezide olduğu gibi sınırları zorlayıp pizzamı burgerimi tatlılarımı öyle bir yedim ki en az iki kilo alıp döndüğüme eminim fakat her kalorisine değdi.

Bu arada Prag' a gitme bahanesiyle, daha önce bir türlü fırsat bulup okuyamadığım Kafka' nın Böcek ve Dava eserlerini de okuma fırsatı buldum. Daha önce dinlediğim yorumlar yüzünden biraz ön yargılı yaklaştım fakat ilginç bir biçimde benim oldukça hoşuma gitti. Evet, kitaplar tam bile değil fakat gerçekten yaşamı, insanı, oradaki psikolojiyi harika betimlemiş. Gerçekten hayatla bağlaştırılıp, gerçeğe yorunca inanılmaz keyif aldım. Hele bahsi geçen davanın Ergenekon veya Balyoz davaları ile bağdaşlaştırılabileceğini fark ettiğimde hem dehşete kapıldım hemde bu yapıtları 90 yıl önce yazmış olan Kafka' ya olan saygım katlandıkça katlandı.

İlk defa Almanya' ya gittim! Gerçi Dresden gerçekten küllerinden doğan bir şehir(2. Dünya Savaşı' nda maruz kaldığı bombalı saldırılar taş üzerine taş bırakmamış)  ve şuan daha kül kısmı çok. Fakat gerçekten eminim ki Almanlar Dresden' i beş yıl içerisinde inanılmaz derecede görkemli ve şahane haline getirip eski güçlü haline kavuşturacaklar.




Not:Şehir merkezine de bir direk koymuşlar 60 derece eğik, şehri düzelttikçe direği de düzeltiyorlar.

Theresienstadt toplama kampına da uzaktan gördük. Farklı bir deneyimdi.



Kısacası Prag,

rengarenk ve estetiğin son noktası bohem evleri gözlerinize muhteşem bir şölen sunuyor (kızlarını da unutmamak gerek gerçekten)

ruhunuzu okşayan müziği kulaklarınızın pasını alıyor ve ömrünüzü uzatıyor 

enfes yemekleri ve yumuşacık içimli birasıyla midenize ziyafet veriyor.


Hayatımda geçirdiğim en keyifli gezilerden biriydi. 

Sevgili anne ve babacığımın çocuğu olmak ve bu ailenin bir parçası olmak hayatımda başıma gelen en güzel şey.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder